Yüksel Ekici

Yüksel Ekici

MANSUR GİBİ!...


19.04.2026

    Mansur Yavaş’ın basın toplantısını izledim haftanın son günü.

    Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı nasıl “Mansur Yavaş” olduğunu bir kez daha anımsattı toplantıyı izleyenlere.

    Gerçek siyasetçi nasıl olur, olmalıdır konusunda karşılaştığımız çok az sayıdaki düzgün örneklerden biridir Mansur Yavaş.

    Sahneye çıktı.

    Elindeki bilgileri, belgeleri, sözlerine destek yaptı anlattı kamuoyuna.

    Hakkında isnat edilmeye çalışılan her konuya cevap verdi, karşılığını da, sebeplerini de açık yüreklilikle ortaya koydu.

    Hiçbir eleştirinin, suçlamanın, isnadın üzerine bulaşmasına, bulaştırılmaya çalışılmasına bile izin vermedi.

    Korkmadan.

    Çekinmeden.

    Eğilmeden, bükülmeden.

    Seçmenin verdiği oyları manivela niyetine kullanmadan, arkasına sığınmadan, hiçbir bahane üretmeden insani ve siyasi karakterini ortaya koydu.

    Yetmedi;

    Niyetleri deşifre etti.

    Hesap verdi.

    Hesap sordu.

    Topu hiçbir yere atmadı.

    Hep sahada tuttu.

    Elastiki argümanlar kullanmadı.

    Çay, çorba, limon edebiyatı yapmadı.

    Sosyal belediyecilik kavramını yozlaştırıp kişisel geleceklerine salıncak yapanların saptığı yollara hiç girmedi.

    Sorumlu davrandı.

    Onurunu yere düşürmedi.

    Seçmenini utandırmadı.

    Yanlış yapmayan, yaptırmayan, kişisel ikbal derdi olmayan her düzgün siyasetçinin yapması gerekeni yaptı aslında.

    Bizim dar kafalı taşra siyasetçilerine ders olmalı.

    Olur mu derseniz;

    Olmaz derim.

    Sebebi ne derseniz;

    Bizde öyle siyasetçi yok der devam ederim:

    Bizdekiler guguk kuşlarıdır çünkü!.

    Hani başka kuşların yaptığı yuvaları arsızca işgal edip el koyan fırsatçı, beleşino karakterli kuşlar vardır ya.

    Literatürde Guguk Kuşu olarak adlandırılmışlardır.

    Emek hırsızlarıdırlar.

    Çalışıp bir yerlere gelmezler.

    Çalışanların, ideolojilerini yuva belleyip yıllarca emek verenlerin, ter dökenlerin binbir güçlükle açtıkları yollardan bunlar kuş uçuşu geçerler bir anda.

    Ayaklarına taş değmez.

    Ağa babaları çoktur, bir de paraları.

    Yuvanın asıl sahipleri geriye dönüp baktıklarında bunları görürler karşılarında.

    Olan olmuş, yuva el değiştirmiştir bile.

    Hikaye Mersin’i anlatır sanki.

    İşin acı tarafı geridedir.

    İşgal ettikleri yuvayı babalarından kalmış gibi anlatırlar herkese.

    Yuvayı sel götürse, dolu vursa, üstlerine alınmazlar.

    Benlik bir şey yok der, kuzuların sessizliğine bürünürler.

    Hesap vermezler.

    Soranı da sevmezler.

    Aidiyetleri yoktur!.

    Olmadı:

    Başka bir yuvaya uçarlar.

    Demem o ki;

    Boş yere beklemeyin.

    Bu yüzden bizimkilerden bir Mansur çıkmaz!.

    **

    Sevdiğim Laflar:

    “KİBRİN HASMI ALLAH’TIR…”

ARŞİV YAZILAR