Mersin’de emekliler iktidara seslendi: “Zaman geçirmeksizin hemen zam yaparak insanca yaşamımızı sağlayınız. Karar sizin, bizim kararımız mücadeledir. Sokaklardır. Bizden aldığınızı, yani hakkımızı geri alana kadar mücadelemiz artarak sürecektir.”
Hediye Eroğlu
2021 Tüm Emekli Sen Mersin Şubesi üyeleri, “Sadaka değil hakkımızı istiyoruz” sloganıyla sokaklardaki hark arayışını sürdürüyor.
Mezitli ilçesinde yer alan Bankalar Durağı yanında stant çalışması yaparak emeklileri örgütlenmeye çağıran sendika yönetimi burada “Müsait zamanda değil hemen şimdi, sadaka değil ödediğimiz primin karşılığını istiyoruz, sefalete hayır” pankartı açarak, basın açıklaması yaptı.
EMEKLİ MÜCADELESİNE YOL AÇANLARA TEŞEKKÜR
Açıklamayı okuyan Sendika Şube Başkanı Hüseyin Kurt, sözlerine emeklilerin mücadelesini sendikal alana 1995 yılında taşıyanlara minnettarlığın sunarak baladı.
“Açtıkları yolda ilerlemeye, emeklilerin sesi olmaya çalışıyoruz” diyen Kurt, “Onlara olan gönül borcumuzu emeklilerin birliğini sağladığımız zaman ödemiş olacağımıza inanıyor, sendikal mücadelemizin engelleri aşa aşa büyüyeceğini biliyoruz.
Bu konuda, yeterli olmamakla birlikte oldukça yol kat ettiğimizi söyleyebiliriz. Sadece bizim değil, emekliler alanında mücadele eden diğer yol arkadaşlarımızın da katkısıyla emeklilerin sesi toplumun her kesimine, her kurumuna, tüm siyasi partilere ulaştı. Meydan'ın ve Meclis'in dayanışması bu yıl daha etkiliydi” dedi.
“HERKESİN TUTUMUNUN EMEKLİLERİN DERİN HAFIZASINA KAZINDIĞINI BİLSİNLER”
Ayrıca 9 Ocak 2026 gününden, 22 Ocak 2026 gecesine kadar Meclis'te nöbetlerini ısrarla sürdüren CHP'li milletvekillerini de kutlayan Başkan Kurt, emeklilerin gündemin ön sıralarına taşınınca çeşitli kurumlar ve siyasi partilerin kendi meşreplerine göre pozisyon aldıklarını söyledi. “Bazıları emeklilerin sefalet ücreti aldığını söz düzeyinde dile getirip oylamada tam tersi tutum aldı” diyen Hüseyin Kurt, “Bazıları gene emeklilerin yanında olduğunu yüksek sesle dile getirip oylamaya bile katılmadı. Bu çevreler, herkesin tutumunun emeklilerin derin hafızasına kazındığını bilsinler” diye konuştu.
“EMEKLİLERİN EN AZA KANAAT ETMESİNİ SAĞLAMAYA ÇALIŞIYORLAR”
Basın açıklamalarında sık sık emeklilerin yoksulluğunu, barınamadığını, sağlıklı beslenemediğini, geçinemediğini anlattıkların dile getiren Kurt, “Dinleyenler bazen acıyan gözlerle bakıyorlar bize. İktidar sözcülerinin bir kısmı bizi gariban, diğer bir kısmı nankör olarak niteliyor, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ise, o nazik diliyle, ‘Allaha şükür ki her ay başı emeklilerimizin aylığını şimdiye kadar ödeyebildik’ diyor.
Yani demek istiyor ki, ‘uslu olun, bakın zar zor ödüyoruz aylıkları, sonra bundan da olmayın’ deyip emeklilerin en aza kanaat etmesini sağlamaya çalışıyor. Yani, ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışıyor.
“İANE, SADAKA, BAĞIŞ, LÜTUF İSTEMİYORUZ, HAKKIMIZI İSTİYORUZ”
Biz de diyoruz ki, ‘emekli yalvarmaz, ağlamaz, avuç açmaz. O, gariban değildir; gasbedilmiş haklarını yeniden kazanmanın örgütlülükten geçtiğini bilen onurlu ve gururlu bilge emekçidir.’ Yani sizden, iane, sadaka, bağış, lütuf, bedava çorba, yarım simit istemiyoruz. Kendimizin olanı, çalışırken ulusal gelire yaptığımız katkıyı, yaşlılığımızda geçim garantimiz olması gereken ödediğimiz primlerin karşılığı olarak insanca yaşamaya uygun aylık istiyoruz. Siz ise, yıllar içinde gasbettiğiniz haklarımızı budamaya devam etmeyi uygun buluyorsunuz” diye konuştu.
“GÖREVİNİ YAPMAYANI HALK SEÇİMDE GÖREVDEN ALIR”
Bilin ki bu yaptığınız aynı zamanda Anayasal bir suçtur. Anayasamız, 1. ve 2. maddelerinde, Türkiye Devletinin bir Cumhuriyet olduğunu, demokratik laik ve sosyal bir hukuk Devleti niteliklerini taşıdığını yazar. Demokratik laik ve sosyal bir hukuk Devleti, yurttaşlarının tamamını insan onuruna uygun koşullarda yaşatmakla yükümlüdür.
Bu yükümlülüğü yerine getirmemek, halktan aldığı yetkinin gereğini yapmamaktır. Bilin ki görevini yapmayan, suistimal eden, halkın verdiği yetkiyi halk için kullanmak yerine bir avuç yerli ve yabancı tefeciyi, dolar milyarderi ve milyonerlerini, holdingleşmiş tarikatları abad etmek için kullananları halk seçimde görevden alır” diye konuştu.
“23 YILDIR GÜZEL GÜNLERE AZ KALDI MASALI ANLATIYORSUNUZ”
Daha iki gün önce, TÜİK 2026 yılı Ocak ayı enflasyon oranını yüzde 4,84 olarak açıkladığını aktaran kurt, “Aynı TÜİK ne hikmetse 2025 yılının son ayı Aralık enflasyonunu sadece yüzde 0,89 olarak açıklamıştı. Sadece bir ay farkla bu kadar farklı sonuçların çıkmasının nedenini elbette ki biliyoruz. Yıllardır aynı planı işlettiğiniz için artık öğrendik. Çünkü işçilerin, memurların, emeklilerin ücret ve aylıklarına yapılacak artışlar TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranlarına göre hesaplanıyor. TÜİK bilimsel verilere göre değil, iktidarın ihtiyaçlarına göre ısmarlama sonuç açıklıyor.Enflasyon oranlarını yıl sonunda baskılayıp aylık ve ücretleri düşük tutuyor, yeni yılla birlikte de yüksek enflasyonla alım gücümüzü tekrar kırpıyorsunuz.
Her insanın yaşayacağı, süresi sınırlı tek bir ömrü varken, tam 23 yıldır güzel günlere az kaldı masalı anlatıyorsunuz. Güzel günler 23 yıldır hep sizin için var; İktidarda emekçilere ise 23 yıldır bitmeyen ama artan yoksul günler var. geçirdiğiniz her yıl emekliler için bir öncekinden daha da kötü oldu.

“YOKSULLUĞU DEĞİL VARLIĞI PAYLAŞMAK HER EMEKLİNİN EMEKÇİNİN YURTTAŞIN ANA SÜTÜ GİBİ HAKKIDIR”
En basitinden düz hesap bir örnek verelim. Emeklilerin sayıca en büyük kısmını eskiden SSK'lı olarak ayrı değerlendirilen, şimdi SGK bünyesindeki 4/A'lılar oluşturur. 2002 yılı Aralık ayında 4/ A'lıların en düşük aylığı 257 TL idi. Asgari ücret 184 TL idi. Yani emekli aylığı asgari ücretten yüzde 40 fazlaydı. Bugüne uyarladığımızda 28 bin 75 TL'nin yüzde 40 fazlası 39 bin 305 TL eder.
Bu hesaptan yola çıkarak, CHP'nin asgari ücretin 39 bin liraya, en düşük emekli aylığının da asgari ücrete yükseltilmesi önerisini ilk adım olarak ve geçici kaydıyla destekliyoruz. Geçici olmalıdır çünkü, asgari yaşam insan onuruyla bağdaşmaz. Yoksulluğu değil varlığı paylaşmak her emeklinin emekçinin yurttaşın ana sütü gibi hakkıdır.
Başka bir hesapla, 2002 yılından önce de Neo-Liberal politikalar uygulanmasına rağmen en düşük emekli aylığı, 8 çeyrek altın ediyordu.
Şimdi ise aynı düzeydeki emekli maaşı ile 2 çeyrek altın dahi alınamıyor. 6 çeyrek altın bizden alınarak dolar milyarderlerinin cebine aktarıldı. Günümüzde 8 çeyrek 80 bin TL ederken bize reva gördüğünüz 20 bin TL. Bizim gelirimizden kırptıklarınız toz olup buhar olup dolar milyarderlerinin cebine doldu. Biz bu politikaları kabul etmiyoruz.
Kayıplarımızı geri alana kadar da durmadan mücadele edeceğiz” diye konuştu.
“EMEKLİ UNUTMAZ. HIZLA BU YANLIŞINIZDAN DÖNÜN”
Bayram ikramiyelerine de değinen Hüseyin Kurt; “Yılda dört defa bir aylık tutarında verilmelidir. İkramiye sadaka veya harçlık değildir, aylıktan düşük ikramiye olmaz. İktidara uyarımızdır, bozduğunuz emekli sistemi artık yama tutmuyor, en düşük emekli aylığına yüzde 18,5 artış yaparak 20 bin liraya çıkarmanız, derde deva olmaz. Diğer emeklilere bunun altında sadece yüzde 12,19 artış yapmanızı, memurlara yıllardır yasa gereği olmasına rağmen ödemediğiniz seyyanen zamları emekli unutmaz. Hızla bu yanlışınızdan dönün, Emekli sistemini hiç olmazsa sizin iktidarınızda bozduğunuz 2002 öncesi ayarlarına döndürün.
Uyguladığınız vahşi neo liberal politikalarla, emeklileri otogarların koridorlarında, ucuz ve insan sağlığına uymayan yerlerde barınmaya mahkum ettiniz. Evi olmayan emeklilere kira yardımı yapılsın. Dul ve yetim aylıkları ile 65 yaş üstü vatandaşların aylıkları da insanca yaşanacak düzeye çıkarılsın. Dostlar buradan mevcut iktidara bir daha sesleniyoruz. Sefalete sürüklediğiniz emeklileri görünüz. Zaman geçirmeksizin hemen zam yaparak insanca yaşamımızı sağlayınız. Karar sizin, bizim kararımız mücadeledir. Sokaklardır. Bizden aldığınızı, yani hakkımızı geri alana kadar mücadelemiz artarak sürecektir” dedi.
