Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Mavruk, Doğu Akdeniz’de 3,5 milyon metreküp çıkarılabilir gaz rezervinin yanında balıkçılık kaynaklarının da son yıllarda büyük önem taşıdığını vurguladı.
Haber Merkezi
2016 yılında gerçekleştirilen 1. Türk-Antarktik seferine katılan Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Mavruk, Doğu Akdeniz’de 3,5 milyon metreküp çıkarılabilir gaz rezervinin yanında balıkçılık kaynaklarının da son yıllarda büyük önem taşıdığını vurguladı,
Ev sahipliğini Prof. Dr. Ayşehan Deniz Abik’in yaptığı Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezi (ÇÜTAM) Kültürevi’nin bu haftaki konuğu Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Mavruk oldu. Prof. Dr. Mavruk, “Doğu Akdeniz’in Açık Sularında Biyoçeşitlilik, Balıkçılık ve Koruma Çalışmaları” başlıklı sunumunda, bölgenin stratejik önemi ile yeraltı zenginliklerinden söz etti.
“DOĞU AKDENİZ NEDEN ÖNEMLİ?”
Doğu Akdeniz’in açık sularında biyoçeşitlilik, balıkçılık ve koruma çalışmaları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Sinan Mavruk, “Doğu Akdeniz neden önemli? Çünkü bu bölge muhteşem bir biyoçeşitliliğe ve zengin canlı kaynaklara sahip. Ayrıca bu bölgede henüz hiç işlenmemiş ve kullanıma açılmamış yeraltı rezervleri var. Bunun dışında Doğu Akdeniz son derece önemli bir deniz ticaret yolu. Amerika Jeoloji Araştırma Kurumu’na göre Doğu Akdeniz Bölgesi’nde Türkiye’nin kendi sahaları haricinde 3,5 milyon metreküplük bir doğalgaz söz konusu. Bu tespit edilebilmiş olan, fakat bundan çok daha fazlası muhtemelen bu bölgede mevcut. Son yıllarda bölgedeki çekişmelerin neden olduğunu bu yeraltı zenginliğine bakarak da anlayabilirsiniz” dedi.
“DENİZLER KİMİN YETKİ ALANINDA”
Prof. Dr. Sinan Mavruk, “Bu bölgede deniz ticareti de çok yoğun çünkü Süveyş Kanalı deniz ticaretini çok kısaltan bir yolu barındırıyor. Dünyanın birçok bölgesinde böyle yoğunluğun görüldüğü başka kanal yok. Bu kanal Doğu Akdeniz’e açıldığı için Avrupa ile Uzak Doğu’dan gelen gemilerin yoğunluğu da yaşanıyor. Bir bölgede doğalgazdan ve deniz ticaret yollarından bahsediyorsanız. Bu, mutlaka politik çekişmeleri de beraberinde getiriyor. Günümüzde artık karalar sahiplenildi. Belirli sınırları var. Biz ülke olarak Suriye ile Irak gibi ülkelerle kara sınırımızın neresi olduğunu biliyoruz ve buna saygı gösteriyoruz ama denizlerde henüz böyle bir durum yok. Artık denizlerin kimlerin yetki alanında olduğu tartışılmaya başlandı. Çünkü denizlerde çok ciddi yeraltı zenginliklerinin varlığı tespit edildi. Denizlerdeki rezervlerin çıkarılması da daha ekonomik hale geldi. Yeraltındaki zenginlikleri denizlerdeki bölgelerin kimlere ait olduğu tartışmalarını da beraberinde getirdi. Önümüzdeki dönemde de bu tartışmalar devam edecek gibi görünüyor” diye konuştu.