Eyüp Can itilerek düşmüş olabilir!

24 Eylül 2026 Perşembe 16:32

Mersin’in Anamur ilçesinde çalıştığı restorandan gittiği iş hanında 12 yaşında hayatını kaybeden Eyüp Can Güner’in ölümüne ilişkin davada yeni bilirkişi raporu dosyaya girdi. Raporda, Eyüp Can’ın 4 metre yükseklikten düşmesinin ancak bedeninin üst tarafına önden alınacak bir basınçla gerçekleşebileceği belirtildi.

Mersin’in Anamur ilçesinde 28 Temmuz 2025 tarihinde bir iş hanında yüksekten düşerek yaşamını yitiren 12 yaşındaki Eyüp Can Güner’in ölümüne ilişkin davada önemli bir gelişme yaşandı. Mahkemenin talebi üzerine olay yerinde yapılan keşfin ardından hazırlanan yeni bilirkişi raporu dava dosyasına girdi. Raporda, Eyüp Can’ın ölümüne neden olan düşmenin mekanizmasına ilişkin dikkat çekici değerlendirmelere yer verilirken, tutuklu sanık Necmettin Ulaş’ın olay gecesine ilişkin anlatımının bazı bölümlerinin kamera görüntüleri ve fiziksel bulgularla uyuşmadığı belirtildi. Eyüp Can, Anamur Saray Mahallesi’ndeki Osman Sinanoğlu İş Merkezi’nde 4 metre yükseklikten düşerek yaşamını yitirmişti. Olayın ardından yapılan soruşturmada, iş hanında çalışan Necmettin Ulaş’ın çocuğu kovaladığına ilişkin görgü tanığı ifadeleri ortaya çıkmıştı. Gözaltına alınan Ulaş, Eyüp Can’ı “şaka amaçlı” kovaladığını savunmuş, daha sonra “ihmali bulunduğu” gerekçesiyle tutuklanmıştı. Anamur Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede ise sanık hakkında “ihmali davranışla kasten adam öldürme” suçundan 25 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.

 

“TIKIRTI” SAVUNMASINA BİLİRKİŞİ DEĞERLENDİRMESİ

Bilirkişi raporunda sanığın, Eyüp Can’ı iş merkezinde ararken “tıkırtı” duyduğu yönündeki beyanı da değerlendirildi. Raporda, 50 kilogram ağırlığındaki bir çocuğun yaklaşık 4 metre yükseklikten beton zemine düşmesi halinde oluşacak sesin “tıkırtı” seviyesinde olamayacağı belirtildi. Düşmenin yaklaşık 90-100 desibel düzeyinde, motosiklet, çim biçme makinesi veya kırıcı matkap sesine benzer büyüklükte bir ses oluşturabileceği kaydedildi. Bilirkişi bu değerlendirmeyle, sanığın iş merkezinde arama yaptığı sırada duyduğunu söylediği “tıkırtının” Eyüp Can’ın düşmesiyle oluşmuş olamayacağı sonucuna vardı.

 

KAMERA GÖRÜNTÜLERİYLE SAVUNMA KARŞILAŞTIRILDI

Raporda sanığın olay gecesindeki hareketleri de kamera kayıtlarıyla karşılaştırıldı. Buna göre Ulaş’ın saat 03.22.38’te 204. Sokak’a girdiği, 03.23.17’de ise sokaktan çıkarak otobüs durağına oturduğu ve bu sürecin toplam 79 saniye sürdüğü belirtildi. Sanığın ifadesindeki sürelerle kamera görüntülerinin karşılaştırılması sonucunda ise iş merkezinde geçirdiği sürenin anlatımından daha kısa olduğu değerlendirildi. Raporda, sanığın torbasını atıp terliklerini çıkarmasının ardından daha rahat ve hızlı koştuğu, iş merkezinde Eyüp Can’ı ararken geçirdiği süre dikkate alındığında 123 metrelik mesafeyi kamera kayıtlarında görülen süreden daha uzun sürede kat etmiş olması gerektiği, ancak görüntülerin bununla örtüşmediği kaydedildi. Bu durumun, sanığın yürümek yerine koştuğunu veya iş merkezinin içinde iddia ettiği gibi tam bir tur atmadığını gösterdiği değerlendirmesine yer verildi.

Raporda Eyüp Can’ın boyunun 154 santimetre, ayakkabıyla 160 santimetre olduğu, balkon korkuluk yüksekliğinin ise 80 santimetre olduğu belirtildi. Çocuğun ağırlık merkezinin yaklaşık 88 santimetrede bulunduğuna dikkat çekilen raporda, korkuluğa dayanma sırasında dengesini kaybederek kaza sonucu düşmesinin teorik olarak mümkün olduğu ifade edildi. Ancak böyle bir kazara düşmenin serbest düşme şeklinde gerçekleşeceği ve düşüşün başladığı balkonun yatayda yaklaşık 2 metre üstündeki mesafeye ulaşmasının mümkün olmayacağı kaydedildi. Rapora göre Eyüp Can, yaklaşık 4 metre yükseklikten, sırtı bina iç tarafına dönük şekilde düşerek önce zemin kattaki havuza dayalı reklam tabelasının üst bölümüne çarptı. Ardından baş üstü beton zemine düştü.

 

DÜŞME ŞEKLİ DİKKAT ÇEKTİ

Bilirkişi raporunda Eyüp Can’ın önce tabelaya sol koltuk altı ve gövdesinin sol tarafıyla çarptığı, ardından başının frontal bölgesinin beton zemine temas ettiği belirtildi. Tabelanın arkasında bulunan çivi ve vida uçlarının ise çocuğun bedeninin sol tarafında tespit edilen paralel kesilere benzer lezyonlarla uyumlu olabileceği ifade edildi. İlk ölü muayenesinde kesici-delici alet yaralanması olarak değerlendirilen bazı yaraların ise klasik otopside künt travmaya bağlı oluşan yaralanmalar olduğunun belirlendiği kaydedildi. Raporda, ölümün kesici-delici alet yaralanması sonucu gerçekleştiğini gösteren yeterli tıbbi bulgu bulunmadığı belirtildi. Eyüp Can’ın ölümünün ise yüksekten düşmeye bağlı genel künt beden travması, omur ve kaburga kırıkları, beyin kanaması, beyin dokusu harabiyeti, omurilik yaralanması ve akciğer harabiyetine bağlı iç kanama sonucu meydana geldiği ifade edildi.

 

“ÖNDEN BASINÇ” VURGUSU

Bilirkişi raporunun en dikkat çekici bölümlerinden birini ise düşmenin fiziksel mekanizmasına ilişkin değerlendirme oluşturdu. Raporda, Eyüp Can’ın zemin üstü giriş katından yaklaşık 4 metre yükseklikten, sırtı bina iç tarafına dönük ve saniyede 2,8 metre ilk hızla düşerek önce tabelaya çarpmasının, bedenin üst tarafına önden alınacak bir basınçla gerçekleşebileceği değerlendirildi. Bu değerlendirme, çocuğun basit şekilde dengesini kaybederek balkon korkuluğundan düşmesi ihtimalinin yanı sıra, düşüşün nasıl başladığına ilişkin soru işaretlerini de gündeme taşıdı. Bilirkişi raporunda, mevcut kamera görüntüleri, olay yeri bulguları ve vücut hasarları birlikte değerlendirilerek Eyüp Can’ın düşme sırasında izlediği hareketin ayrıntıları ortaya konuldu.