MERSİN TARİHİ VE DOĞASI İLE JES YATIRIMINI YENDİ!

22 Eylül 2026 Salı 16:55

Mersin’in Anamur ilçesinde 1700 yıllık Mamure Kalesi ile Pullu Tabiat Parkı’nın bulunduğu sahili de kapsayan bölgede yapılmak istenen jeotermal kaynak arama çalışmaları yöre halkının hukuk mücadelesi ile durduruldu.

Hediye Eroğlu

 

Doğayı katlederek rant elde etmeye dönük maden ve mermer ocakları ile başı dertte olan Mersin’in Anamur ilçesinde 2021 yılından bu yana süren jeotermal sondaj tehdidine karşı direniş kazanıldı.

Alanya merkezli Öz Şimşek Jeotermal Enerji Şirketi tarafından Bozdoğan köyünde yapılmak istenen jeotermal enerji santral (JES) sondajlarına karşı başlatılan hukuk mücadelesi kazanımla sonuçlandı.

 

VALİLİK YEREL MAHKEMENİN KARARINI TEMYİZE TAŞIDI

Ruhsat sahasında 1’inci derece doğal sit alanının bulunması, deniz kaplumbağalarının yuvalama kumsalına ve yerleşim yerlerine çok yakın bir mesafede olması bölge halkının tepkisiyle karşılandı.

Bozdoğan Mahallesinde yer alan 1.242,61 hektar ruhsat sahasında jeotermal amaçlı sondaj yapmak isteyen Öz Şimşek Şirketinin hazırladığı proje için 1 Ocak 2023 tarihinde Mersin Valiliğince verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararına karşı Mersin Çevre Platformu (MERÇED) ve yöre halkı yargı yoluna başvurdu.

Valiliğin kararına karşı açılan dava, Mersin 1. İdare Mahkemesi tarafından kabul edildi ve “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali istendi.

 

DANIŞTAY GEÇİT VERMEDİ

Bunun üzerine Mersin Valiliği tarafından temyiz üzerine yapılan inceleme sonucunda söz konusu karar, Danıştay 4. Dairesi’ne gönderildi. Ancak yerel mahkemenin verdiği karar Danıştay tarafından onanarak kesinleşti

Böylece, yoğun biçimde tarımsal faaliyet sürdürülen Bozdoğan Köyü'nün değerli tarım toprakları ve en az 1500 yıllık tarihi olan Mamure Kalesi, JES ile yüzleşmekten, doğaya ve tarıma zararlı bir faaliyetin olumsuz etkilerinden kurtuldu

Mersin Çevre ve Doğa Derneği kararı, “Bölge halkının kararlı biçimde sürdürdüğü mücadelenin olumlu sonucunu, kamuoyuna ve basına saygıyla duyururuz” diyerek kamuoyuyla paylaştı.

 

KARARDA KEŞİF VE BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ İLE DSİ 6. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNÜN ETKİSİ BÜYÜK

Kararda; “İdare Mahkemesince ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının iptali için verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, orman mühendisi, harita mühendisi ve arkeologtan oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; DSİ 6. Bölge Müdürlüğünün 22/03/2022 tarih ve 2105290 sayılı Jeotermal Kaynak Arama Projesi konulu yazısında geçen, ‘söz konusu alanlar için alternatif alanların araştırılması alternatif alan bulunamaması halinde bu alanların da değerlendirilebilmesi için Kamu Yararı kararı alınması gerektiği” ifadesi yer aldı.

 

HİDROLOJİ RAPORU ALINMAMIŞ

Ayrıca kararda, DSİ 6. Bölge Müdürlüğünce talep edilen hususların gerekli olmadığına dair bir açıklamaya da yer verilmediği vurgulanarak, bunun yanı sıra yine ilgili kurum görüşünde, Proje Tanıtım Dosyası içeriğinde Hidrolojik Değerlendirme Raporunun sunulmasının istenildiği, ancak proje tanıtım dosyası eklerinde bu rapora ulaşılamadığı belirtildi.

“Jeotermal kaynak tespit amaçlı jeofizik etüt raporu olduğu, raporda, ‘bu çalışma ile yaklaşık 500-600 metre derinliğindeki yer altı yapısı hakkında bilgi sahibi olunmaya çalışılmıştır’ ibaresine yer verildiği, hidroloji raporunun ise; etüt alanının jeolojik, hidrojeolojik, hidrolik özelliklerinin tespit edilmesi, hidrojeolojik kavramsal modelinin oluşturulması, yeraltisuyunun bulunuşu, dağılımı, hareketi, birbirleriyle ilişkileri ile fiziksel ve kimyasal özelliklerinin incelenmesi ve bu bilgiler kullanılarak coğrafi bilgi sistemi tabanlı hidrojeolojik haritasının yapılması çalışmalarını kapsadığı, dolayısıyla davalı idarenin var olduğunu iddia ettiği ve dava dosyasına ibraz ettiği raporun hidroloji raporu olmadığı ve netice itibarıyla D.S.İ. 6. Bölge Müdürlüğü yazısında belirtilen hidroloji raporunun alınmadan proje tanıtım dosyasının hazırlandığı, böyle bir raporun bulunmamasının ise; yeraltında bulunan jeotermal özellikteki suyun, kalitesini, rezervini, sıcaklığını, içeriğini ve ne kadarlık alanda yayıldığını, suyun kimyasal özelliklerini belirlemede yeterli veri alınmasına engel teşkil edeceği, suyun kimyasal özelliği bilinmemesi halinde çevreye zararının olup olmadığının tespit edilemeyeceği görülmekle; Proje Tanıtım Dosyası) e eklerinde söz konusu etkinliğin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin en aza indirilmesi konularının, jeolojik ve hidrojeolojik yönlerden yeterli olmadığı, sondajlar için yer seçimi (yer seçimi yönünden kamu yararı kararı alınması ve Toprak Koruma Kurulundan onay alınması ve durumun Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne bildirilmesi yönlerinden veya bu yönden bir işlem tesis edilmemişse; tesis edilmeme nedeni ayrıntılı olarak açıklanmadan), jeotermal akışkanın kimyasal özellikleri, çevreye zararlı olup olmayacağı gibi konuların yeterli düzeyde açıklanmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, jeotermal kaynak arama projesi için verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna vanılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

 

TARİHİ KALE ROMA, SELÇUKLU VE OSMANLI DÖNEMLERİNİN TANIĞI

Jeotermal sondaj arama ruhsatı verilen alanın sahil kesiminde yer alan Mamure Kalesi, Türkiye’nin bugüne kadar sağlam şekilde ayakta kalabilmiş sahil kalelerinden biri. Tarihi kale, Roma, Selçuklu, Karamanoğulları Beyliği ve Osmanlı dönemlerine tanıklık eden bölgenin önemli anıtsal yapıları arasında.

Antik dönemden kalma temeller üzerinde yükselen kalenin içerisinde 14. Yüzyılda Karamanoğulları Beyliği döneminde inşa edilen cami de yer alıyor. Kalenin kuzeyinde ve ruhsat sahası içerisinde yer alan tarihi hamam ise yine aynı dönemin izlerini taşıyor.