Gezi Direnişi’nin 13. yıl dönümünde açıklama yapan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, demokrasi, hukuk ve halk iradesi vurgusu yaparak, iktidarın baskı politikalarını eleştirdi.
Haber Merkezi
Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelen Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri, Gezi Direnişi’nin 13. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Gezi’nin demokrasi, özgürlük ve halk iradesi mücadelesinin simgesi olmaya devam ettiğini belirterek, ülkede yaşanan hukuksuzluklara ve demokratik haklara yönelik müdahalelere tepki gösterdi. Platform adına açıklama yapan İsmail Oğuz, Gezi Direnişi’nin üzerinden 13 yıl geçtiğini belirterek, “Öncelikle Gezi Direnişinde hayatını kaybeden yurttaşlarımızı hepinizin önünde saygı ile anıyoruz. 13 yıl önce milyonlarca yurttaş kentlerini, doğayı, yaşam alanlarını, özgürlüklerini ve geleceğini savunmak için meydanlarda bir araya geldi. Gezi Direnişi yalnızca bir parkı savunmanın değil baskıya, rant politikalarına, otoriterliğe ve hukuksuzluğa karşı halkın ortak vicdanının sesi oldu. Gezi; gençlerin umutla kurduğu gelecekti, kadınların yaşam mücadelesiydi, emekçilerin adalet arayışıydı, bilimden, laiklikten ve demokrasiden yana olan milyonların ortak itirazıydı. Hukukun üstünlüğünün yerini keyfiliğin aldığı, yargının siyasal siyasallaşarak araçsallaştırıldığı, ifade özgürlüğünün baskı altına alındığı, seçilmişlerin görevden uzaklaştırıldığı, gençlerin, gazetecilerin ve hak arayan yurttaşların susturulmak istendiği bir dönemden geçiyoruz. Ancak biliyoruz ki Gezi’nin ortaya çıkardığı dayanışma ruhu, bu ülkenin demokrasi mücadelesinde yaşamaya devam etmektedir. Bugün üniversitelerde özgürlük talep eden gençlerde, emeği için direnen işçilerde, yaşamları için direnen kadınlarda, doğasını ve kentlerini koruyan yurttaşlarda Gezi’nin sesi yeniden yükselmektedir.
“ANAYASA KARARLARI UYGULANMIYOR”
Aradan geçen 13 yılda siyasi iktidar, Gezi’nin meşru ve demokratik taleplerini bastırmak amacıyla baskı ve sindirme politikalarını derinleştirmiş; Gezi Davası ise hukukun değil siyasal hesaplaşmanın aracı haline getirilmiştir. Anayasa kararlarının uygulanmadığı, hukukun evrensel ilkelerinin yok sayıldığı bu süreç, yalnızca Gezi yargılamalarının değil, ülkemizdeki adalet sisteminin içine sürüklendiği ağır tablonun göstergesidir. Geçtiğimiz günlerde de ülke siyasetimizde halkın seçme ve seçilme hakkına karşı ağır bir saldırı daha yaşandı. Yaşananlar herhangi bir parti içi mesele değil; halk iradesine ve demokratik siyasetin kendisine yönelik açık bir müdahaledir. Yerel seçimlerde ortaya çıkan halk iradesini hazmedemeyenler; önce seçilmiş belediye başkanlarını, siyasetçileri ve muhalif toplumsal kesimleri siyasallaştırılmış yargı operasyonlarıyla hedef almış, kendileri dışındaki siyasi partileri fiilen etkisiz hale getirmeye yönelmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönük ‘mutlak butlan’ davası ve bugün parti binasına emniyet güçleri eliyle zorla girilmesi, Türkiye’de demokratik siyaset alanını bütünüyle tasfiye etmeye dönük daha büyük bir kuşatmanın parçasıdır. Bu halkı yoksullaştıranlar, işçiden ve emekçiden alıp sermayeyi büyütenler, halktan değil emperyalist merkezlerden aldığı destekle ayakta kalmaya çalışanlar şunu bilmelidir: Örgütlü bir halktan daha büyük bir güç yoktur. Bizler emek ve demokrasi platformu olarak; bedeli ne olursa olsun demokrasi, halk iradesi ve adaletin yanında olmaya devam edeceğiz. Gezi’nin eşitlik, özgürlük ve dayanışma umudu bu ülkenin geleceğinde yaşamayı sürdürecektir. Demokrasi, Adalet ve Barış ancak yan yana durarak, birlikte mücadele ederek kazanılacaktır” dedi.
