Tisan halkındır! Halkın kalmalıdır!

1 Haziran 2026 Pazartesi 18:06

Faras İnşaat; dünyanın en güzel 13 koyu arasındaki Tisan’ı betona boğan projesine karşı yargı süreci başlatılmasına rağmen durmazken, Danıştay’ın yeniden yargılama kararı ile bölgede 2. defa keşif yapıldı. Mersin halkı şirkete, “Talancı şirket Tisan’ı terk et!” diye seslendi.

HEDİYE EROĞLU

 

Mersin’in Silifke ilçesinde bulunan Tisan Koyu’ndaki kıyıyı tahrip eden otel ve konut projesine karşı mücadele sürüyor. Projeye gelen itirazlar sonrası açılan iptal davasına ilişkin Danıştay’ın yeniden yargılama kararı ile bölgeye yeniden gelen bilirkişi heyeti, keşif öncesi Mersin halkının tepkisiyle karşılaştı.

 

MERSİN İTİRAZLARINI YARGIYA TAŞIDI ANCAK FARAS İNŞAAT DURMADI

Faras Akdeniz Konut Yapı Kooperatifi’nin Tisan’da ki otel ve konut projesine, 2024 yılında Kıyı Kanunu’na, Şehircilik İlkeleri ve Planlama Esasları kapsamında itirazlar yükseldi. 100’e yakın itiraz projenin bölgenin yapılaşma dokusuna aykırılık gerekçesi ile yargıya başvuruldu. Firma yargı süreci başlatılmasına rağmen inşaatı durdurmayarak, denizi doldurdu ve binaları hızla yükseltti.

Yerel mahkemeye giden Mersin Büyükşehir Belediyesi, red kararı verilmesi ile davayı Bölge idare mahkemesine taşıdı. Ancak bölge mahkemesinden de sonuç alamayan Mersin’e güzel haber Danıştay’dan geldi.

“TALANCI ŞİRKET TİSAN’I TERK ET”

Danıştay 6. Dairesi yerel mahkeme kararını iptal ederek, dikkat çeken gerekçelerle Tisan’da yeniden keşif yapılması kararı aldı. Bilirkişi heyetinin keşif öncesi bölgede güvenlik güçleri tarafından geniş güvenlik önlemi alındığı görüldü.

Çevre örgütleri, sivil toplum kuruluşları, TMMOB’a bağlı meslek odaları, meclis üyeleri, siyasi parti temsilcilerinin de hazır bulunduğu alanda ki kalabalık, “Talancı şirket Tisan’ı terk et, direne direne kazanacağız, Tisan halkındır halkın kalacak” sloganları atıldı.

 

“SİLİFKE HER GÜN DAHA ÇOK ÇEVREYİ KATLEDEN YATIRIMLARLA TANIŞIYOR”

Süreç ile ilgili bilgi veren avukat Ayşe Doğan, “Nasıl sonuçlanacak bu dava inşallah direne direne kazanacağız” diyerek sözlerine başladı.

Silifke bölgesinin her geçen gün daha çok çevreyi katleden yatırımlarla tanıştığını işaret eden Doğan; Akkuyu Nükleer Güç Santrali, çimento fabrikası, balık çiftlikleri, maden ocakları ve atık deposu yetmezmiş gibi şimdi de vahşi bir inşaat anlayışıyla karşı karşıya kalındığını söyledi.

 

“BÜTÜN İMAR KURALLARINI ALT ÜST EDEN BİR İNŞAAT RUHSATI VERİLMİŞ”

“Tisan gibi dünyanın 13. özgün yapısına sahip bir koyunda vahşi bir inşaata şahit oluyoruz” diyen Doğan, “Maalesef bütün imar kurallarını alt üst eden bir uygulama ile buraya verilmiş bir inşaat ruhsatı var.

Önceki dönemde Silifke belediyesinin bölgeye yönelik 1/1000 bir ölçekli Uygulama İmar Planı sonrası 81 itiraz üzerine bu planın geçmemesi için Büyükşehir Belediyesi ret oyu kullandı. Ancak çoğunluk oyuyla bu plan onaylandı ve onaylandıktan sonra da burada yağma başladı. Ancak Büyükşehir Belediyesi bu plan ve inşaat ruhsatlarına karşı bir iptal davası açtı. Dava önce burada yerel mahkeme tarafından reddedildi ama Danıştay 6. Dairesi davayı sil baştan görecek şekilde, hiç yargılama yapılmamış şekilde bozdu.

 

“FARAS İNŞATA YÜZDE 31 ORANINDA FAZLADAN İNŞAAT ALANI VERİLDİ”

Danıştay’ın çok önemli bozma gerekçeleri var. Danıştay gerekçesinde, ‘Burada hangi plana göre bu inşaat ruhsatı verildi’ diye soruyor. Burada o tarihte belde belediyesi vardı ve binlik uygulama imar planı yapılmasına karşın 5 binlik Nazım İmar Planı çalışması devam ediyordu. Daha sonra burası kapandı ve Silifke Belediyesine geçti. Önceki dönem (MHP’li) belediye başkanlığı döneminde binlik plana göre buraya inşaat ruhsatı verildi.

Aslında 5 binlik çalışmasının bitmesi gerekiyordu ki bu sayede pek çok şey düzeltilmiş olacaktı. Ama binlik imar planına göre ruhsat verilince, en az yüzde 35 olması gerekirken sadece yüzde 4’lük bir Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) kesintisi ile buraya inşaat ruhsatı verildi.

Zaten işin başında burada ki bu talan şirketine yüzde 31 oranında fazladan inşaat alanını kapsayan ruhsat verildi. Mersin buna itiraz etti. Son derece sıradan bir yargılama yapıldı.

Tüm bu bütün büyük davalarda olduğu gibi ki biz artık bunlara siyasi kararlar diyoruz, sonuç olumsuz çıktı. Ancak Danıştay ‘yapılan keşif yeterli değil, böyle bir heyet ile böyle kapsamlı bir dosya için yargılama yapamazsınız’ dedi. İnşaat ruhsatının binlik imar planına göre mi 5 binlik Nazım İmar Planına göre mi verildiğinin dosyada belli olmadığına dikkat çekti ve önce bunun tespit edilmesini istedi.

 

İNŞAAT KIYI KANUNUNA AYKIRI

Bir de; böyle deniz kenarında olan yerlerde 17 Nisan 1990’dan buyana Kıyı Kanunu uygulanmaktadır. Ona göre de ilk de bir şey yapılmaz ama ikinci elde yani 100 metreye geldiğinizde de kamusal, günübirlik tesisler yapılabilir. Ama burada denize sıfır hatta falezleri yani fokların tescilli yaşama ve üreme alanları da dahil olmak üzere talan ettiler. Denizi doldurdular. Tüm atıklarını yol üzerindeki koyları doldurarak doğayı da talan ettiler. Burada Kıyı Kanunu uygulansaydı 100 metreye kadar kıyıya yaklaşamayacaklardı. Bunu delebilmeleri için kısmi yapılaşma kararı olması lazım. Yani ruhsat verileceği tarihte bu bölgede ki yani sahildeki yapıların yüzde 51 oranını aşmış olması gerekir ki kısmi yapılaşma şartını gerçekleştirsinler. Danıştay bununla ilgili bir meclis kararı olup olmadığını da soruyor ama karar yok. Yani işin başında zaten tüm hukuk kuralları çiğnenmişti.

 

“ADİL BİR YARGILAMA OLURSA BİZ BU DAVAYI KAZANIRIZ”

Danıştay, ‘Böylesine özgün bir koyda silueti bozan bir yapı var mı?’diyor, bakıyorsunuz burada devasa bir otel inşaatı var. Dolayısıyla inşaatın yapım şekline baktığınızda toplama kampı gibi bir his veriyor. Tüm araziyi işgal eden vahşi yapılaşma var.

Sözün özü; Danıştay burada çok önemli bir bozma kararı verdi, davayı sıfırdan ele alacak şekilde bir inceleme talep etti. Eğer adil bir yargılama olur ise bilirkişiler adil ve tarafsız olur ise eğer sorulara doğru cevap verirse biz bu davayı kazanacağız” diye konuştu.

 

“TİSAN KOYU HALKINDIR”

CHP’li Büyükşehir ve Silifke Belediyesi Meclis Üyesi Gülşah Yıldırım Genç de, “Kazanacağız” diyerek, “İnşaat devam ediyor ama bizim için hiç fark etmez. Bugün tarihi bir gün. Başta Tisan Silifke ve tüm Türkiye halkına karşı gelecek keşif ve bilirkişi heyetinin sorumluluğunun çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Tisan gerçekten dünyanın sayılı, nadide koylarından biridir. Kıyılar halkındır. Tisan Koyu da Tisan, Silifke halkınındır.

Bu süreç Kıyı Kanunu’na aykırı bir süreçtir. Bizler direniyoruz. Keşif ve bilirkişi heyetinin sorumluluğunu yerine getireceğine inanıyorum ve bu inşaatın yıkılarak bölgenin tekrar bölge halkına açılacağını diliyorum” dedi.  

 

“DEVASA İŞ MAKİNESİ DENİZİN İÇİNE GİREREK BURADA DOLGU YAPTI”

CHP Silifke İlçe Başkanı Zarif Korkmaz da, “Yerel seçimler öncesi Mart 2024’de burayla ilgili bazı konulara değinmiştik, burada bir hukuksuzluk örneği sergileniyor. Dünyanı tescilli koylarından biri olan Tisan Koyu’nda devasa iş makinesi denizin içine girerek burada dolgu yaptı. Burayla ilgili her hangi bir ÇED raporu veya bakanlık izni yok. Cennet gibi bir yerde yaşıyoruz ama burayı cehenneme çeviren bir yapı ortaya çıktı. Yüzde 4 kesinti ile buraya ruhsat verildi. Öncesinde de dile getirildi. 2014-2019’da da bu ruhsat talep edildi ama Silifke Belediyesi bu ruhsatı vermedi. Ama 2019 ile 2024 arasındaki süreçte bu ruhsat verildi ve bir hukuksuzluğa imza atıldı.

 

“HAKSIZ VE HUKUKSUZ BİR ŞEKİLDE YÜZDE 31 ORANINDA FAZLADAN İNŞAAT GERÇEKLEŞTİRİLİYOR”

Yeşil alan ayrılmadan alışveriş merkezleri için izin alınmadan bir yapılaşma var burada. Haksız ve hukuksuz bir şekilde yüzde 31 oranında fazladan inşaat gerçekleştiriliyor. Bu hukuksuzluğu kabul etmemiz mümkün değil. Danıştay 6. Dairesi bu hukuksuzluğa dur’ dedi. Halkın direndiği Tisan’da insanların duyarlı olduğu bir noktada yargının doğru bir karar vereceğine inanmak istiyorum. Biz Tisan’a sahip çıkmaya devam ediyoruz. Bu rantın önünde kim durursa dursun bu kararda ısrarcıyız. Bu yapılaşmaya kesinlikle karşı çıkıyoruz, sonuna kadar direneceğiz” diye konuştu.

 

KEŞFE ATANAN HEYETİN ÖNCEKİ DAVA KARARLARI TARTIŞMALARA YOL AÇTI

Ancak keşif öncesinde Isparta’dan görevlendirilen bilirkişi heyeti kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Daha önce Mersin’de uzun süre gündemde kalan ve çevresel etkileri nedeniyle kamuoyunda yoğun şekilde tartışılan Mersin Limanı Genişleme Projesi, Kumkuyu Rezerv Yapı Alanı ve Kumkuyu Turizm Bölgesi gibi önemli davalarda da görev alan heyetin yeniden görevlendirilmesi dikkat çekti. Mersin Büyükşehir Belediyesi ise; bilirkişi heyetinin daha önce görev aldığı davalarda hazırlanan raporlar ve ortaya çıkan sonuçları göz önünde bulundurarak, kenti ve kentin kimliğini tanımayan, hükümet kaynaklı projelerin kararlarında etkin rol oynayan heyetin reddi konusunda hukuki adımları attı. Ancak sürece dair hukuki mercilere sunulan itirazlar mahkeme tarafından kabul edilmedi.