HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAKİ RİSKLER GÖZLERİ MERSİN’E ÇEVİRDİ!

2 Mart 2026 Pazartesi 22:56

İran’ın Hürmüz Boğazını kapattığına dair gelişmeler gözleri Mersin Limanı’na çevirdi! Küresel denizyolu taşımacılık şirketleri operasyonlarını askıya alırken bu gelişmelerin global tedarik zincirine olumsuz etki etmemesi için alternatif güzergah olarak Mersin öne çıkıyor.

HEDİYE EROĞLU

 

İran ile ABD arasında müzakere süreci devam ederken ABD ve İsrail'in İran'a başlattığı saldırılar sonrasında çatışma bölgeye yayıldı. İran, İsrail'in yanı sıra bölgedeki ABD üslerine ve hedeflerine saldırılar düzenledi.

Bununla birlikte İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemi geçişlerini de fiilen engelledi. Devrim Muhafızları Ordusu, VHF radyo yayınlarıyla gemilere “Hiçbir gemi geçiş yapamaz" ve "Geçişe izin verilmiyor" uyarıları yaptı.

Küresel deniz trafiğini izleyen “MarineTraffic”e göre, Boğazdaki trafik yüzde 40-70 oranında azaldı. 150-250'den fazla tanker (ham petrol, LNG, ürünler) demir attı, U dönüşü yaptı veya açık sularda bekliyor.

Uluslararası sigorta şirketleri risk nedeniyle poliçe iptalleri veya prim artışları ilan etti. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapatılması petrolün fiyatında da yüzde 10 artışa neden oldu.

 

GÖZLER MERSİN LİMANI’NDA

İran'ın Hürmüz Boğazını kapattığına dair gelişmeler gözleri Mersin Limanı’na çevirdi! Küresel denizyolu taşımacılık şirketleri operasyonlarını askıya alırken bu gelişmelerin global tedarik zincirine olumsuz etki etmemesi için alternatif güzergah olarak Mersin öne çıkıyor.

Bölgedeki tanker ve konteyner trafiğinde yavaşlama görülürken Mersin iş dünyası Doğu Akdeniz’in güvenli liman olarak öne çıkması ile kentteki hareketliliğin artmasının söz konusu olabileceği ihtimali üzerine değerlendirmelerde bulunuyor.

 

“MERSİN'İN ÖNÜNDE BÜYÜK BİR ŞANS KAPISI AÇILIR”

Uzun yıllar dış ticaretle uğrayan ve ihracatçı birliklerinde üst düzey görevler alan araştırmacı yazar Abdullah Ayan, Hürmüz Boğazını kapanması ile gözlerin Mersin’e çevrildiğini doğruladı. Doğu Akdeniz Limanları Mersin ve İskenderun’un Hürmüz Boğazı kapandığında ortaya çıkan alternatifler olduğunu işaret eden Ayan, “İran' a yönelik ABD müdahalesi Hürmüz Boğazının kapanmasına yol açıp uzun zaman sürerse, tehdit / fırsat ikileminde özellikle Mersin'in önünde 1979-1982 yılları arası ortaya çıkan tabloya benzer büyük bir şans kapısı açılır.

 

“İRAN’IN TÜM GEREKSİNİMİ MERSİN-İSKENDERUN LİMANLARI ÜZERİNDEN KARAYOLU LOJİSTİK DESTEĞİYLE SAĞLANABİLİR”

Her şeyden mahrum kalacak bir İran yanında Katar ve Dubai’nin bile deniz yolu erişimi kesildiğinde İran’ın gıdadan ilaca tüm gereksinimi Mersin-İskenderun limanları üzerinden karayolu lojistik desteğiyle sağlanabilir.

Aklı başında vicdan sahibi hiç kimse dost ve kardeş İran halkının deliliğe varan emperyal saldırıyla karşılaşmasını istemez. Ancak jeostratejik gerçeklik karşısında dileklerin etkisi söz konusu olmuyor. Umarım ülkenin en büyük ve güçlü karayolu filolarına sahip Mersin olası gelişmelere hazırlıklıdır ve en azından süreci okuma basiretine sahiptir” dedi.

 

HÜRMÜZ BOĞAZI KAPANIRSA MERSİN KAZANIR MI?

Amerika ile İran arasında yaşanan gerilim sonrası MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır olası gelişmelerin bölge ve Mersin ticaretine etkilerini değerlendirdi. Çakır, Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve önemli miktarda LNG taşındığını hatırlatarak, geçişlerin aksaması halinde enerji fiyatlarının yanı sıra tahıl, pirinç, şeker, yem hammaddeleri ve petrokimya girdilerinde de maliyet baskısı oluşacağını ifade etti.

Türkiye’nin Basra kaynaklı petrol tedarikinin yaklaşık yüzde 20’sinin bu hattan etkileneceğini kaydeden Çakır, “Enerji Bakanlığımız arz güvenliği açısından kısa vadede sorun öngörmüyor. Rusya, Azerbaycan ve Irak gibi alternatiflerimiz mevcut. Basra kaynaklı eksiklik ikame edilebilir. Ancak lojistik maliyetler ve sigorta primlerindeki artış hem liman operasyonlarını hem de sanayicimizi etkileyecektir” diye konuştu.

 

NAVLUN VE SİGORTA MALİYETLERİ ARTABİLİR

Katar kaynaklı LNG sevkiyatında yaşanabilecek kesintilerin deniz trafiğini yavaşlatabileceğine işaret eden Çakır, alternatif rotalara yönelimin navlun ücretlerini yüzde 15-30 artırabileceğini belirtti. Artan savaş ve risk primlerinin sigorta maliyetlerini yükselteceğini, bunun da gemi işletme giderleri üzerinden ihracatçı ve ithalatçı firmalara ek yük getireceğini söyledi.

Petrol fiyatlarındaki artışın Mersin’deki akaryakıt ithalatı ve dolum tesisleri üzerinde maliyet baskısı oluşturabileceğine de değinen Çakır, Irak kaynaklı ham petrol transit akışındaki gecikmelerin de antrepo ve dolum tesislerini etkileyebileceğini kaydetti.

 

“MERSİN GÜVENLİ ALTERNATİF”

Çakır, Basra Körfezi’nde güvenlik riskinin artması halinde Irak ve çevre ülkelerin alternatif transit güzergâh arayışına hız vereceğini belirterek, “Mersin’in kara ve demir yolu bağlantıları stratejik avantaj sunmaktadır. Limanımız 3,6 milyon TEU kapasitesiyle bölgenin en güçlü merkezlerinden biridir” dedi.

Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve Irak kaynaklı petrol trafiğinde artış yaşanabileceğini aktaran Çakır, Mersin’in Doğu Akdeniz’de güvenli liman olarak konumlanacağını vurguladı.

 

KALKINMA YOLU VE MERSİN–FİLYOS KORİDORU

Çakır, Irak’ın Fav Limanı’ndan başlayarak Türkiye’ye uzanması planlanan Kalkınma Yolu Projesi’nin bu tür krizlere karşı stratejik önem taşıdığını belirtti. Projenin demir yolu, kara yolu ve enerji nakil hatlarını kapsadığını ifade eden Çakır, “Hatların Adana ve Mersin’e bağlanmasıyla Türkiye krizlere karşı daha dirençli hale gelecektir” değerlendirmesinde bulundu.

MTSO’nun gündeme getirdiği Mersin–Filyos Koridoru’nun da kuzey–güney lojistik entegrasyonu açısından kritik olduğunu dile getiren Çakır, Afrika üzerinden Avrupa’ya ulaşan yüklerin 45 günde, Süveyş üzerinden 35 günde, Orta Koridor üzerinden 25 günde taşındığını, Kalkınma Yolu’nun ise 20 günün altına inebilecek bir süre avantajı sunduğunu söyledi.

 

KÜRESEL GÜÇLERİN KORİDORLARI DURMA NOKTASINA GELİYOR

Çakır, Çin’in Kuşak ve Yol kara hattı (İran geçişli) ile Hindistan merkezli IMEC (BAE-İsrail) ve INSTC (İran-Rusya) yol projelerinin mevcut jeopolitik riskler nedeniyle belirsizlik yaşadığını belirterek, deniz yolu güvenliğinin azalması halinde gemilerin Ümit Burnu’nu dolaşmak zorunda kalabileceğini, bunun da teslimat sürelerini 15-20 gün uzatacağını ifade etti.

Artan enerji maliyetlerinin küresel enflasyonu tetikleyebileceğini kaydeden Çakır, “Avrupa için Türkiye ve Mersin, hammadde ve ara mal tedarikinde en yakın ve güvenilir üretim üssü olarak öne çıkacaktır” dedi.

 

“KENDİ KORİDORLARIMIZI OLUŞTURMAK ZORUNDAYIZ”

Tek bir hatta bağlı kalınmaması gerektiğini vurgulayarak MTSO olarak tüm riskleri değerlendirdiklerini ifade eden Çakır, ilgili kamu kurumlarıyla koordinasyon içinde alternatif senaryolar üzerinde çalıştıklarını belirtti. Çakır, “Sanayicimizi, ihracatçımızı ve lojistik sektörümüzü olası maliyet artışlarına karşı hazırlamak için aktif şekilde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir güvenlik krizinin Mersin Limanı’nda doğrudan fiziksel kesinti oluşturmasının beklenmediğini dile getiren Çakır, kısa vadede asıl etkinin enerji, navlun ve gıda emtia fiyatları üzerinden hissedileceğini sözlerine ekledi.

  HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAKİ RİSKLER GÖZLERİ MERSİN’E ÇEVİRDİ!