İHD kadın mahpuslar için ses yükseltti

2 Mart 2026 Pazartesi 22:50

8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesi İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesince Cezaevlerindeki kadın mahpusların yaşadıkları zorluklara dikkat çekilerek, mektup ile dayanışma etkinliğine imza atıldı.

HEDİYE EROĞLU

 

İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, 8 Mart Kadınlar Günü öncesinde cezaevlerindeki kadın hak ihlallerine ilişkin basın açıklaması yaptı. Dernek binasında yapılan basın açıklamasının yanı sıra cezaevlerindeki kadınlara destek amacıyla mektuplar yazılarak postalandı.

 

“8 MART; KADINLARIN EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK VE ONURLU YAŞAM MÜCADELESİNİN SİMGESİ”

Basın açıklamasını okuyan Nurgül Elveren, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün; kadınların eşitlik, özgürlük ve onurlu yaşam mücadelesinin simgesi olduğunu vurguladı.

Ancak bugün Türkiye’de yüzlerce kadının, hapishanelerde ağır hak ihlalleri ve cinsiyete duyarsız infaz politikaları altında yaşam mücadelesi verdiğini belirten Elveren, “İnsan Hakları Derneği’nin, baroların, sivil toplum örgütlerinin ve bağımsız izleme heyetlerinin cezaevlerine ilişkin raporları; kadın mahpusların tutulduğu hapishanelerde yapısal ve yaygın hak ihlallerinin sürdüğünü ortaya koymaktadır.

 

“KADIN MAHPUSLARIN İHTİYAÇLARI YETERİNCE KARŞILANMAMAKTA”

Kadın mahpuslar; kalabalık ve sağlıksız koğuşlarda tutulmakta, temiz suya ve hijyen malzemelerine düzenli erişememekte, regl ve kişisel bakım ihtiyaçları yeterince karşılanmamaktadır. Kadınların mahremiyetine saygı gösterilmemesi, çıplak arama ve kötü muamele iddiaları, cezaevlerinde cinsiyete dayalı ihlallerin devam ettiğini göstermektedir.

Cezaevlerinde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan gecikmeler, hastane sevklerinin engellenmesi veya kelepçeli muayene dayatmaları kadınlar açısından ciddi riskler doğurmaktadır. Hamile, lohusa ve kronik hasta kadınların yeterli tıbbi bakım alamadığı; ruhsal destek hizmetlerinin son derece sınırlı olduğu raporlarla belgelenmiştir.

“ÇOCUKLARIYLA BİRLİKTE CEZAEVİNDE KALAN KADINLAR AÇISINDAN TABLO DAHA DA AĞIR”

Çocuklarıyla birlikte cezaevinde kalan kadınlar açısından tablo daha da ağırdır. Çocukların gelişim, oyun, beslenme ve eğitim haklarının yeterince sağlanamadığı; kreş ve çocuk alanlarının yetersiz olduğu; çocukların cezaevi ortamının olumsuz etkilerine maruz kaldığı tespit edilmiştir. Çocuğun üstün yararı ilkesi cezaevi uygulamalarında gözetilmemektedir.

Kadın mahpusların; sosyal etkinlik, eğitim, üretim faaliyetleri ve açık görüş gibi haklara erişimleri keyfi biçimde sınırlandırılmakta; disiplin uygulamaları ve tecrit koşulları ağırlaştırılmaktadır. Bu uygulamalar kadınların bedensel ve ruhsal bütünlüğünü zedeleyen sonuçlar doğurmaktadır.

Kadınların özgürlüklerinden yoksun bırakılması, insan onuruna aykırı koşullarda tutulmalarını meşru kılmaz. Devletin yükümlülüğü; özgürlüğünden yoksun bırakılan her bireyin yaşam, sağlık, insan onuru ve eşitlik haklarını korumaktır. Kadınlara özgü ihtiyaçların gözetildiği, cinsiyete duyarlı infaz politikalarının uygulanması zorunluluktur” dedi.

 

KADIN CEZAEVLERİNDEKİ KOŞULLAR DERHAL İNSAN ONURUNA UYGUN HALE GETİRİLMELİ”

İnsan Hakları Derneği olarak çağrı da yapan Nurgül Elveren, kadın cezaevlerindeki hijyen, sağlık ve yaşam koşullarının derhal insan onuruna uygun hale getirilmesi gerektiğini kaydetti. “Kadınlara yönelik kötü muamele, çıplak arama ve mahremiyet ihlallerine son verilmelidir” diyen Nurgül Elveren, “Hasta, hamile ve lohusa kadınların sağlık hizmetlerine engelsiz erişimi sağlanmalıdır. Çocuklarıyla kalan kadınlar için çocukların üstün yararı gözetilmeli; çocukların cezaevi koşullarında tutulmasına son verecek alternatifler geliştirilmelidir.

“KADIN MAHPUSLARIN SOSYAL, KÜLTÜREL VE İLETİŞİM HAKLARINA YÖNELİK KEYFİ KISITLAMALAR KALDIRILMALI”

Kadın mahpusların sosyal, kültürel ve iletişim haklarına yönelik keyfi kısıtlamalar kaldırılmalıdır.

Bağımsız izleme mekanizmalarının cezaevlerine düzenli ve etkili erişimi sağlanmalıdır.

8 Mart haftasında; hapishanelerde hak ihlallerine maruz bırakılan tüm kadınlarla dayanışma içinde olduğumuzu vurguluyoruz. Kadınların özgür, eşit ve onurlu yaşam hakkı; duvarlar, demir kapılar ve tel örgülerle ortadan kaldırılamaz. Kadınlar yalnız değildir. Hak ihlallerine karşı mücadele sürecektir” şeklinde konuştu.