Başkan Yıldız, Mersin Toroslar’da sel afetinin; Karayolları’nın kamulaştırma çalışmalarının gecikmesi, derelerin boş verilmişliği ile kaçak yapılaşma nedeniyle hasarının büyük olduğunu söyledi.
HEDİYE EROĞLU
Toroslar Belediye Meclisinin Ocak ayı meclis toplantısına Mersin’de yaşanan sel afeti damga vurdu. Karayolları ve DSİ’yi hedef alan Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız, gerekli yatırımların ve çalışmaların yapılması için çağrı yaptı.
“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE GÖRE TEDİR ALMALIYIZ”
İlk olarak sel afetinin Toroslar’da ki olumsuz etkilerinin nedenlerine değinen Yıldız, bölgede çok ciddi bir afet yaşandığını söyleyerek Yıldız, “Ben bu kürsülerden defalarca söylemişimdir, maalesef dünya bundan sonra böyle olacak, tedbirlerimizi buna göre almamız lazım. Çünkü iklim krizi diye bahsedilen şeyin kendisi realize olmaya başladı. Yani biz insanlık ailesi olarak dünyayı belli bir noktaya taşıdık ama taşıdığımız nokta da artık bu afetlerin sık sık yaşanmasına neden olan bir nokta. Bundan sonrası için tedbirlerimizi alıp yaşamımızı buna göre dizayn etmemiz gerekecek” dedi.
3 TEMEL SORUNU ÇÖZMELİYİZ
Toroslar ilçesinde afetten zarar gören köyleri dolaştığını da aktaran Abdurrahman Yıldız, aksaklıkları ve eksikliklerin ilk günden itibaren tespit edilerek giderilmesi noktasında ellerinden gelenden fazla gayret gösterdiklerini belirtti.
Gezilerinde üzerine gidilmesi, konuşulması ve çözülmesi gereken 3 ana eksiklik tespit ettiğini söyleyen Yıldız, “Yağış ile karın hızla erimesi ve bunun sel şeklinde sele inmesi Toroslar merkez mahallelerine çok ciddi bir hasar vermedi. Coğrafyası itibariyle çok düz olmadığı için yağmur birikmesi anlamında çok ciddi bir hasar oluşmadı.. ama kırsal mahallelerdeki bir kısım yapısal problemlerden kaynaklı çiftçilerimiz, hayvan üreticilerimiz zarar gördü. Birkaç hemşerimizin evini su bastı” dedi.
KARAYOLLARI’NA KAMULAŞTIRMA ÇAĞRISI
Bu meselenin siyaset üstü olduğunu dile getiren Başkan Yıldız, “Özellikle yayla yolumuz son 10-15 sene içerisinde genişletildi ve bir çok noktada dolgu yapılarak düzeltildi. Yani Gözne yolu dediğimiz yol bir otoyol kıvamına getirildi. Ama yapılırken bir kısım işler eksik bırakılmış. Dünkü felakette bunu görme yansına sahip olduk.
Eksiklerden biri Karayolları’nın kendi yol sınırının bittiği yerden itibaren yani kamulaştırılması gereken alanlarda eksiklikler var. 25 metre kamulaştırıldıktan sonra vatandaşın arsası başlıyor ve bir ticaret veya yaşam alanı kurulması gerekiyor.
Fakat ben de köylü olduğum için biliyorum, eskiden yollar geçirilirken kenarında evler vardı ve yapılaşma da buna uygun gerçekleşti. Sonra bu yolun otoyol şeklini alması ile kamulaştırma hizmeti yapılmayınca felaketin bir kısmı buradan gelmiş durumda. Çünkü yol belli bir kot oranında yükseltiliyor veya alçaltılıyor.
Ama mesela en büyük felaketin yaşandığı Doruklu köyümüzde ki problem yükseltiden kaynaklı menfezlerin yeteri kadar işlevsel yapılamamış olması. Bir de yolun yerinin değiştirilmesine rağmen Karayolları sınırları içerisinde kalan ev ve ahırların 10 yıldan fazla bir zamandır kamulaştırılmamış olması.
Kamulaştırma yapılarak, yurttaşların hak edişleri ödenerek oradan çıkmaları sağlanmış olsaydı muhtemelen Karayolları etrafında kalan hemşerilerimiz zarar görmemiş olacaktı. Bu kamulaştırmalar bir an önce bitirilmeli.
YAYLA YOLU KENARINDAKİ İŞLETMELER 25 METRE ÇEKİLMELİ
Konut ve iş yerlerinin kamulaştırılmayarak orada varlığına devam ediyor olması bizim için başka handikaplar da oluşturuyor. Çünkü imarlı alanlar bittikten sonra başlayan ticari alanlara ruhsat verilmesi noktasında karayollarının izin vermesi gerekiyor. Karayolları da haklı olarak 25 metre çekme payından dolayı bu izinleri vermiyor ama fiilen bunlar var ve orada. Bunların oradan çıkarılması Karayollarının göstereceği irade ile ilgilidir. Biz imar yaptığımız zaman vatandaşın hak edişini 25 metreden sonra veriyoruz ve sıkıntı olmuyor. Ama imarsız bölgelerde mecburen kamulaştırılması gerekenler olduğu için sıkıntılar var.
Buradan Arslanköy’e, Gözne’ye kadar Karayolları’nın yetki alanında ki tüm yollarda bu kamulaştırma işleri çok bekletilmiş durumda. Bir an önce bu kamulaştırmalar yapılmalı ve yol sınırları belirlenerek, işletmeler geri çekilmeli. Bu yol kazalarının önlenmesini sağlayacak. Bu işletmeler gayri nizami kurulduğu için buralardaki trafikte gayri nizami. Yani vatandaş bir şey alacak ama tak diye yolun kenarında duruyor. Ama yolun yapısından dolayı yüksek hızlı gelen anaçlar olabiliyor” diye konuştu.
“DERELER KONUSUNDA BİR BOŞVERMİŞLİK DURUMU SÖZ KONUSU”
Bir diğer yapısal sorunun ise DSİ olduğunu belirten Başkan Yıldız, “Ben bunu valilikte düzenlenen koordinasyon toplantısında da söyledim. Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğümüzde şehir içi ve dışındaki dereler konusunda bir boş vermişlik durumu söz konusu. Biz derelerden yollara gelen karayollarının attığı büyük büz boruların tıkanıklığını önlemeye yönelik oldu. Dereler düzenli temizlenmeyince ağaç kökleri, çöpler oluşuyor ve unlar büzlere takılıyor ve taşkına neden oluyor. Hem kent içindeki kanallarda DSİ tarafından yaptığı çalışmalar çok önemli. DSİ kanalların etrafını mutlaka kapatmalı. DSİ, Yenişehir ve Mezitli’deki derelerin çevresine çok güzel bentler, demir korkuluklar yapılmış. Hatta logolarını asarak reklamını da yapmış. Toroslar’daki kanal boylarının da böyle kapatılması, özellikle yukarı kesimlerdeki dere yataklarını düzenli olarak temizlemesi gerekiyor. Çünkü bunlar temizlenmediği zaman sel başımıza gelebiliyor” dedi.
TOROSLARIN SORUNU ÇARPIK YAPILAŞMA
Kaçak yapılaşmanın da ilçenin bir diğer yapısal sorunu olduğunu aktaran Yıldız, “Bölgemizdeki bir diğer sorun da kayıtdışı yapılaşmadır. Felakette özellikle yayla mahallelerinde ki evlerde zarar görenlerin büyük kısmı kayıt dışı yapılaşmaya konu olan yerler. Konutlarımızı, işyerlerimizi; ahırlarımızı yaparken mevzuata uymamız lazım. İmar kanunun yüklediği sorumlulukları vatandaşın da bizim de yerimize getirmemiz azım. Yoksa her şey daha sonradan anlaşılıyor. Deprem meselesinde de böyle oluyor, yaşayınca acısını çekiyoruz. Sel de böyle oluyor. Biz belediye olarak kamu idaresi müdürlükleri olarak vatandaş yurttaş olarak hepimiz üzerimize düşen sorumlulukları mevzuata çerçevesinde yerine getirmemiz lazım. Yoksa yaşamın dizayn edilmesi, düzenlenmesi mümkün olmuyor. Bu afeti can kaybı yaşamadığımız için ucuz atlattık diyebiliriz ama böyle olmayabilir. Dolayısıyla mevzuata uyarak buna uygun bir davranış geliştirmeliyiz” diye konuştu.
